Somon DNA – Kollajen Aşısı – Matrix aşısı

H-100 / Somon DNA / Kollajen Aşısı / Matrix aşısı

Zamanın etkileri ile cilt kurumaya yatkın hale gelir. Derinin içeriğindeki  hyaluronik asit, kollajen ve diğer destek doku miktarı çevresel etkenlerin de katkısı ile giderek azalır. Cilt yenileme işlemlerinde mezoterapi şeklinde yapılan tedavilerin büyük kısmı, azalan bu maddeleri yerine koyma tedavisidir. Bu tedaviler H-100, Somon DNA, kollajen  aşısı, matrix aşısı gibi spesifik isimlere sahip olduğu gibi nem aşısı,gençlik aşısı,  gibi isimlerle de ifade edilmektedir. Bu yazıda bazı özel bio-revitalizasyon ürünlerinden bahsedilcektir.

H100

H-100 aşısı içerik olarak hyaluronik asit, mannitol, peptidler, DMAE, organik silikon, B1-B6 vitamini ve kollajen yapısında bulunan amnioasitlerin yanısıra deri yapısını destekleyen aminoasitleri de içermektedir.

Hyaluronik asit, deri yapımızda da bulunan şeker yapıda bir yapıtaşıdır. Deriye elastikiyet ve nemlilik kazandıran bir moleküldür. Zamanla üretimi azalmaktadır, buna bağlı olarak ince çizgiler, mat-kuru  bir görüntü meydana gelmektedir.

Peptidler son yıllarda pek çok alanda olduğu gibi Dermatoloji alanında da farklı kabiliyetleri ile pek çok etkiyi sağlayabilmemize olanak sağlayan protein yapıda maddelerdir. H-100 aşısı içerisinde bulunan peptidler dokunun kollajen başta olmak üzere yapıtaşlarının üretimini arttırmakta ve deri kalitesini arttırmaya yönelik etkilere sebep olmaktadır.

Derinin yaşı ve ihtiyacına göre 2 hafta aralıklar ile 2-4 seans yapılmalıdır. İstenilen seans sayısına ulaşıldığında uygulamaların etkinliği 9-12 ay kadar devam etmektedir.

Somon DNA

Somon DNA saf hyaluronik asit ve somon balığı spermlerinden elde edilen DNA molekülleri sayesinde, ciltte hücre yenilemesi sağlanması amaçlanır. Bu sayede hızlı bir gençleşme ve canlandırma etkisi yaratan somon DNA yöntemi son dönemde oldukça popüler olmuştur. Somon DNA’sı yöntemi tek başına kullanılabileceği gibi PRP, frkasiyonel lazer, ip uygulamaları, botoks ve dolgu uygulamaları ile de kombine edilebicek önemli bir anti-aging seçeneği haline gelmiştir.

Somon DNA aşısının birinci önemli etkisi içerdiği hyalüronik asit sayesinde cildin yaşla birlikte kaybettiği nemin tekrar geri kazandırılmasıdır. İkinci aşamada somon balıklarının sütlerinden elde edilen serum minik zerkler halinde deri altına verilir, bu uygulama sayesinde aynı zamanda cildin, Uv ışınları, alkol ve sigara gibi olumsuz etkenlerden dolayı görülen protein eksiklikleri tamamlanır, bu sayede ciltte gün geçtikçe gençleşen bir görünüm ortaya çıkar.

Somon DNA’sinin verdiği parlak ve aydınlık görünüm yanında, cildin sıkılaşması, elastikiyetinin artması ve nem kazanması da önemli etkileridir. Somon DNA’sı ile sağlanan cilt gençleştirme yönteminde kullanılan somon balığı sütünün yanı sıra ciltteki ihtiyaçlar doğrultusunda farklı vitamin takviyeleri de yapılabilir. Ciltteki çoğu vitamin ve protein ihtiyaçlarını sağlayan Somon DNA tedavisi, doğal onarım yapan ve cildin gençleşmesini sağlayan bir yöntemdir.

Somon DNA aşısı hastanın ihtiyacına göre 3-6 seans kadar uygulandığında en iyşi sonuçlar alınmaktadır. Tedavinin yılda 2 kür halinde uygulanması ile elde edilen sonuçlar kalıcı kılınmakta ve etkileri çok daha başarılı olarak zamana yayılmaktadır.

Kollajen Aşısı

İsminden de anlaşıldığı üzere cildimizin temel yapıtaşlarından biri olan kollajenleri artırmaya yönelik yapılan bir tedavi ceşitidir. Kollajenler cildimizin elastikiyetinden sorumlu ana protein lifleridir. İnsan derisinde hakim olan kollajen formunun %80’ i kollajen tip I ve %20 si kollajen tip III dür.

Kollajen sayesinde cilt esnek sağlam ve pürüzsüzdür. Ne yazık ki 25 yaşın üzerindeki kişiler her yıl bu değerli maddenin %1.5 kadarını kaybeder ve böylece ilk kırışıklıklar oluşmaya başlar. Yani yaşlanma hadisesi ile bunlar hem sayı hem de kalite olarak geriler.

Yeni nesil kollagen aşısı, kozmetik tıbbın ve yaşlanma karşıtı tedavilerin temel taşı olan kollajeni oluşturan fibroblast üretimini uyarır. Bu aşı maddesi güvenlidir ve yan etkilere neden olmaz aynı zamanda mükemmel sonuçlar verir.

Kollajen aşısı uzman doktorlar tarafından kullanılan ve cildi yeniden yapılandıran ve böylece elastikiyeti ve parlaklığı geri getiren biyoaktif enjekte edilebilir bir formülasyondur. İlk yaşlanma belirtilerine karşı mücadelede bir atılım olarak nitelendirilebilir.

Toplam tedavi doktorun tavsiyesine ve cildin durumuna göre 2-4 seansdan oluşur. İlk sonuçlar 7-14 gün sonra görülebilir. Tedavinin tam etkisini elde etmek için 2 hafta aralıklarla 3-4 seans tercih edilir. Bu süreçten sonra cildin yoğunluğu ve elastikiyetinde görünür farklılıklar oluşur. Sonuçta 12-18 ay kadar daha genç bir görünüm olucaktır.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.